İşsizliği Normalleştirmek: İşsizlikle Baş Etmenin Yeni Bir Yolu mu?*


Anne Pignault & Claude Houssemand
Çeviren: Emine Zehra Kasap[1]


Özet
A
lanyazının, geçtiğimiz on yılda büyük çaptaki işsizlik istatistiklerinin insanların işsizliğe bakışında değişimle sonuçlandığını ortaya koymasına karşın, bugüne dek bu olguya eksiksiz bir biçimde tanımlama getiren ve bireyler üzerindeki etkisini inceleyen bir çalışma yapılmamıştır. Bu çalışma, işsizliğe ilişkin yeni algılar ve deneyimler ile sağlık arasındaki bağlantıya ışık tutmaktadır. Nitel ve nicel araştırma yöntemleri aracılığıyla, İşsizliği Normalleştirme Envanteri geliştirilmiş ve geçerlik çalışması yapılmış; sağlıkla ilişkili bulunmuştur. Bu amaçla, iki ekonomik bağlamdan (Fransa ve Lüksemburg) 938 işsiz birey İşsizliği Normalleştirme Envanteri ve Genel Sağlık Ölçeği’ni doldurmuştur. Bu çalışma, iş arayanlar arasında kendini gösteren işsizliği normalleştirme kavramının ve bu kavramın algılanan iyi oluşla ilişkisinin varlığını doğrulamıştır.

***
Giriş

İşsizlik uluslararası ölçekte tartışmasız biçimde önde gelen ekonomik ve toplumsal meselelerden biri haline gelmiştir. Nisan 2015’te, Avrupa bölgesindeki işsizlik oranı %11.1 olarak saptanmıştır (Eurostat, 2015) ve 28 AB üyesi ülkedeki 23.5 milyon erkek ve kadını etkilemiştir (bölgedeki ülkeler arasında kayda değer farklılıklar olmasına karşın). Bugün iş piyasasının iş güvenliğinden yoksun olması yadsınamaz bir gerçektir (Sverke & Hellgren, 2002).

Aktif işsizlik dalgası ortaya çıkmadan evvel, kişinin işini kaybetmesinin olumsuz etkileri sağlık -bilhassa psikolojik iyi oluş- bakımından (Paul & Moser, 2009) literatürde onlarca yıldır etraflıca incelenmektedir. Bununla birlikte, yakın zamanlı çalışmalar (Bourhis & Wils, 2001; Cultiaux & Vendramin, 2010; De Witte, Halman, & Gelissen, 2004; Dupuy, Le Blanc, & Mégemont, 2006) bireylerin istihdam dışı kalmayı ve işsizliği algılamasında değişim olduğunu ileri sürmüştür. Aslına bakılırsa, istihdamın hassas olduğu şu dönemlerde işten çıkarmalar “profesyonel gidişatın intizamsız olduğu bu bağlamda diğerlerinin bir adım önüne geçmek” olarak yorumlanabilir [Guyonvarch (2010)’dan çevrilmiştir, s.1]. Bundan ötürü, işsizlik istatistiklerindeki bu yüksek artış, işsizlikten etkilenenlerin bunu yaygın olarak değerlendirmesine yol açmaktadır (Galland, 2000). “Bir Sosyal Norm olarak İşsizlik” dahi ileri sürülmüştür (Clark, 2003). Günümüzde işsizlik normal veya kaçınılmaz olarak görülebilmektedir. İnsanların işsizliğe ilişkin tutumlarındaki bu değişim işsiz kalmaya dair yeni deneyimlere işaret etmektedir. Bu sebeple, bu çalışmada işsizliğe ilişkin kişisel deneyimlerin olumsuz etkilerinin nispeten hafiflediği hipotezi öne sürülmüştür.

Bu olguyu doğrulamak ve bu olgunun algılanan psikolojik iyi oluşu nasıl etkilediğini daha iyi anlayabilmek; işsiz bireylerin bulundukları vaziyetleri üzerine söylemlerini bir araya getirmek ve analize tabi tutmak amacıyla nitel bir ön çalışma yürütülmüştür. Ön çalışmanın çıktıları işsizliği normalleştirme kavramını ölçen maddeler geliştirmek amacıyla kullanılmıştır. Bu ölçme aracının yapısı tanıtıldıktan sonra işsizliği normalleştirme ve sağlık arasındaki ilişkisel mekanizmalar tartışılmıştır.

“Geleneksel” Yaklaşım: İşsizliğin Olumsuz Etkileri ve İş Normunun Dışına Çıkma

İşsizliğe ilişkin araştırmaların yer aldığı geleneksel yaklaşımda işsizlik kişinin zihinsel sağlığına, psikolojik iyi oluşuna, kimliğine ve kendine dair algısı üzerine yıpratıcı etkileriyle ön plana çıkmıştır (Paul & Moser, 2009). Birçok çalışma işsiz bireylerin yaşadığı stresin ve işsizliğin olumsuz etkilerini ortaya koymuştur. “Sağlık-işsizlik” üzerine yapılan meta analizler, iş sahibi olanlar ve olmayanların psikolojik iyi oluşları arasındaki farka dikkat çekmektedir. Ortalama bir değerde, işsizlerin psikolojik sağlığının iş sahibi olmayanlardan daha zayıf olduğu bulunmuştur (McKee-Ryan, Song, Wanberg, & Kinicki, 2005; Paul & Moser, 2009). Jahoda’nın (1981, 1982, 1997) iyi bilinen çalışmaları iş sahibi olmanın belirgin yararlarının yanı sıra örtük yoksunluk modelinin gelişmesine zemin hazırlayacak; zaman yapılandırması, faaliyet, sosyal ilişki kurma, kolektif hedef ve statü edinme gibi örtük işlevlerini de ortaya koymuştur. Bu model, işsizliğin sağlık ve psikolojik sağlık üzerindeki yıpratıcı etkilerine ışık tutmakta ve bu yönüyle işsizliğin kişiyi iş sahibi olmanın örtük faydalarından mahrum bıraktığını ileri sürmektedir (Creed & Evans, 2002; Paul & Batinic, 2010). Dahası, destekleyici çalışmalar işsizlik dönemine özgü belirsizliği (De Witte, Rothmann, & Jackson, 2012; Dupuy ve ark., 2006), zaman yapılandırmasından yoksunluğu yahut bundaki değişimin sağlık, zihinsel sağlık ve psikolojik iyi oluş üzerindeki olumsuz etkilerini vurgulamaktadır. Üstelik, işsiz bireylerin kimlik, kendine yönelik tutum ve algı, psikolojik iyi oluşları sanayileşmiş toplumlarda baskın olarak hüküm süren iş normundan güçlü bir biçimde etkilenmektedir (Blustein, 2008; Chadi, 2012; Stutzer & Lalive, 2004). Birçok çalışma bu gibi algılanan yahut buyruksal normların davranış üzerindeki etkisinin ve normatif etki süreçlerinin altını çizmektedir (Christensen, Rothgerber, Wood, & Matz, 2004; DeBono & Omoto, 1993; Reno, Cialdini, & Kallgren, 1993; Rimal & Real, 2003). Ayrıca, sosyal karşılaştırma kuramları (Festinger, 1954) gösteriyor ki kişinin içinde bulunduğu durumu anlamlandırması başkalarının durumuna ilişkin yaptığı muhakemeyi takiben şekillenmekte ve kişilerin davranışları bu karşılaştırmalardan etkilenmektedir. Böylelikle işsizlerin psikolojik sağlığı iş sahibi olanlardan daha kötü olmakta (Paul & Moser, 2009); iş normu baskın role büründükçe fark artmaktadır (Stutzer & Lalive, 2004). 

İnsanlar psikolojik sağlıklarını değerlendirirken kendilerini başkalarıyla -hem iş sahibi olanlarla hem olmayanlarla- kıyaslarlar. Sosyal karşılaştırma teorileri karşılaştırmanın psikolojik sağlık üzerindeki etkilerini açıklarken karşıt etkilerin önemine dikkat çeker: kişi yakınındakiler kendisinden daha kötü durumdaysa yahut benzerse daha mutlu; yakınındakiler kendisinden daha iyi durumda veya eşit iyilik halinde ise daha mutsuzdur. Karşılaştırılacak grubu seçme yollarının karmaşık olmasına karşın (Diener, Suh, Lucas, & Smith, 1999), Clark (2003) işsiz bireylerin psikolojik iyi oluşlarının referans alınan grubun bölgesel, eş ve ev bağlamında işsiz olmasıyla pozitif korelasyon gösterdiğini bulgulamıştır. Üstelik, işsizlerin kendilerini çevrelerindeki iş sahibi kişilerle karşılaştırdıkları ve özellikle devletten işsizlik yardımı alıyorken başka insanlardan geçim sağlamayı onaylamayan sosyal iş normuna uymadıklarını düşündükleri bulunmuştur (Chadi, 2012). Bundan dolayı, yardım fonuyla geçimini sağlaması nedeniyle damgalanmış hisseden bireylerin üzerindeki kişinin kendi geçimini sağlamasını dikte eden normatif baskı hafiflediğinde daha az sıkıntı çekmektedirler. (Chadi, 2011). İşsiz bireyler muhtemelen genellikle bir toplumda işsizlere yönelik dile getirilen ve siyasi yönelime (sağ-sol), mesleki gruba ve kişisel deneyime bağlı olduğu gözlenen tutumlara tepki göstermektedirler (McFadyen, 1998). Ayrıca utandırıcı deneyimlerin de işsiz bireylerin psikolojik sağlığını tahrip edebileceği bulunmuştur (Rantakeisu, Starrin, & Hagquist, 1999; Strandh, Novo, & Hammarström, 2011). 

İş sahibi olanlar, iş normuna sadık kaldıkları müddetçe kendilerini yüksek statü grubuna mensup olarak algılamaya ve başkaları tarafından da böyle algılanmaya müsaittirler. Bunun zıddı ise işsizler için geçerlidir. İşsizlik öncelikli olarak kişinin kimliğini, muhtemelen gelirden mahrum kalmanın etkilediği kadar hatta belki daha da fazla, etkilemektedir (Schöb, 2013). Sosyal kimliklerdeki farklılaşmanın özellikle düşük ve yüksek statülü gruplar arasında kutuplaştığı bulunmuştur (Oldmeadow & Fiske, 2010).  İş sahibi olma veya olmama her iki gruba mensup kişilerin de kendilerini ve başkalarını kategorileştirmesine kapı aralamaktadır (Wahl, Pollai, & Kirchler, 2013). İş sahibi olanlar sıklıkla yüksek statülü, işsiz olanlar ise düşük statülü olarak kategorize edilmektedir. Bunun yanında, bazı çalışmalar gösteriyor ki çoğunluğu oluşturmasına karşın işsizler genellikle istihdam edilmemiş bireylerinki gibi güçlü bir kimlik geliştirmemekte, iç gruplarıyla zayıf bağlar kurmaktadırlar (Wahl, Pollai, & Kirchler, 2013). 

Paradigmanın Dönüşümü: İşsizliği Normalleştirmeye ve İşsizlikle Baş Etmeye Doğru

Bir diğer koldan yürüyen araştırmalar ise işsizliğin, negatif etkileriyle öne çıktığı yerleşik bakışı sorgulamışlardır. Öncelikle, öyle görünüyor ki sağlık açısından, çalışıyor olmak her zaman sistematik olarak işsiz olmaya tercih edilmemektedir. 2497 Avustralyalı katılımcıyla yürütülen bir çalışmada Broom ve arkadaşları (2006) “düşük kaliteli işlerde” çalışan insanların, bilhassa yüksek iş güvenliğinden yoksun olanların, zihinsel sağlık ölçümlerinde işsizlerden farklılaşmadığını bulmuşlardır. 2010’da Paul ve Batinic’in çalışması iş sahibi olmanın rolünü, örtük işlevlere erişim imkânı sağlaması açısından değerlendirmiştir (örn. zaman yapılandırması, faaliyet, sosyal ilişki, kolektif amaç ve statü). Jahoda’nın (1997) yapısal çerçevesini kullanarak ve sonrasında örtük işlevler ve zihinsel sağlığı ilişkilendirerek yazarlar “statü/kimlik” boyutunun sadece iş sahibi olmaya bağlı olmadığını ileri sürmüşlerdir çünkü, iş sahibi olmayan katılımcıların puanlarında farklılaşma bulunamamıştır. 

Üstelik, bazı kategorilerde bir sosyal norm olan işsizlik birçok ülkede de görüldüğü üzere kısmen de olsa sosyal iş normunun yerini alabilir: Rusya (Eggers, Gaddy, ve Graham, 2006); Amerika Birleşik Devletleri (Gatherhood, 2012); Güney Afrika (Powdthavee, 2007); Alman erkekler (kadınlar hariç) için (Clark, Knabe ve Ratzel, 2009). 28 OECD ülkesine ek olarak birçok ülkenin dahil edildiği bir çalışma işsizliğin psikolojik sağlık üzerindeki etkisinde bağlamsal değişiklikleri açıklayan tek karakteristik yordayıcının iş sahibi olmayı dikte eden buyruksal norm olduğu sonucuna varmıştır (Stavrova, Schlösser, & Fetchenhauer, 2011). Bundan ötürü, istihdam dışı kalmanın daha tolere edilebilir karşılandığı toplumlarda işsizliğin yol açacağı tahribat azalabilir. Özellikle işsizlik üzerine eğilmektense iş güvenliğinden yoksunluğu odağına alan bir çalışmada Clark, Knabe ve Ratzel (2010) kilit roldeki değişkenin yalnızca işsizlik olmadığını öne sürmekte, iş gücü-pazarın yeterli seviyede iş güvenliği donanımına erişememesini ön plana itmektedir. “İşçinin inisiyatifinde olmayan potansiyel iş kaybına yönelik  algı ve endişeleri” olarak tanımlanan iş güvenliği yoksunluğu çalışan insanlar için esaslı bir stres kaynağı haline gelmiştir (Silla, De Cuyper, Gracia, Peiró, & De Witte, 2009, s. 740). Birçok çalışma bu kavramı ve etkilerini mercek altına almış ve iş güvenliğinin olmamasının yaşam doyumu (örn., Erdogan, Bauer, Truxillo, & Mansfield, 2012), iyi oluş ve sağlık (örn., Clark ve ark., 2010; Silla ve ark., 2009) üzerinde olumsuz etkileri olduğunu bulgulamıştır. İşsizliğe ek olarak, insanların çalışmıyor olmakla kurdukları ilişkiyi, sosyal iş normunun yeni tanımlamalarını ve işsizliği normalleştirme sürecini kapsamlı ele almak adına iş güvenliğinden yoksunluk da hesaba katılmalıdır.

Galatzer-Levy, Bonanno ve Malcini (2010) işsizlikten öncesini, işsizlik sürecini ve sonrasını izledikleri boylamsal çalışmasında normla bağlantılı sosyal karşılaştırmanın etkisinin var olduğunu fakat genellikle işsizlik sürecine girilmeden evvel etkisini gösterdiğini bulmuşlardır. İnsanlar işlerini kaybettikten sonra arayışa girmektense kendi istihdam süreçlerinin seyrini öngörebilmek için işsiz kalmadan evvelki yerli istihdam trendlerine başvurmaktadırlar. Galland (2000), yükselen işsizlik oranlarının insanları ne ölçüde içinde bulundukları şartlar dahilinde işsizliğe anlamaya ittiği üzerine çalışmıştır. Aslına bakılırsa, işsizlik “istatistiksel açıdan yaygınlaşmışsa” da “etkilerinin birey özelinde zayıfladığı” yorumu getirilebilir. Bu da insanlar işsiz kaldıklarında yaşamlarında algıladıkları değişimin azalacağına işaret ediyor olabilir; özellikle kendilerine yönelik algılarında ve sosyal statülerinde. Bu nedenle önceki yıllara göre işsiz kalmanın beraberinde getirdiği olumsuzlukların şiddeti azalacaktır. Galland’ın bulgularının işaret ettiğine göre günümüzde işsizliğin bireysel olarak normalleşip normalleşmediğini saptamak halen güçtür fakat bununla beraber insanların bahsi geçen tutum spektrumunda nerede konumlandıklarının da anlaşılması gerekmektedir.

Son olarak, birçok araştırmacı işsiz insanları işsizlikle baş etmeye çalışan faal bireyler olarak görmektedir (Leana & Feldman, 1988). Bugüne dek yapılan birçok çalışma işsizlerin, işsizliğin psikolojik sağlıkları üzerine olan etkilerini belli başlı baş etme yöntemleri yardımıyla telafi edebildiklerini ileri sürmüştür (Fryer & Payne, 1984; Kilpatrick & Trew, 1985; Leana, Feldman, & Tan, 1998; Lin & Leung, 2010; Patton & Donohue, 1998; Starrin & Larsson, 1987). Aslında çalışmalar işsizliğin insanlar üzerindeki gözlemlenen etkilerinde bireysel değişkenlik olduğunu saptamışlardır. Bu değişkenliğin de diğer psikolojik etkenler veya kendiliği düzenleme stratejilerinden ileri gelebileceğini belirtmişlerdir (Creed, King, Hood, & McKenzie, 2009; Price, Choi, & Vinokur, 2002; Wanberg, Zhu, & van Hooft, 2010; Waters, 2000). İşsizlikle baş etmekte olan insanlarla yürütülen bir nitel araştırmada (Pignault, 2011) 77 işsiz bireyle yapılan görüşmelerin söylem analizinin çıktılarına göre bu bireylerin “toplumdaki bir problem” olarak nitelendirdikleri işsizliği rasyonalize ettikleri ve içinde bulundukları durumu dışsal etkenlere atfettikleri görülmüştür.  

Buradan anlaşıldığı üzere, işsizliği normalleştirmek bir duygu düzenleme stratejisi işlevine bürünebilmektedir. Ashforth ve Kreiner’e (2002) göre normalleştirme, bireyleri duyguları üzerinde hakimiyet kurabilme ve belirli bazı deneyimlerini daha kabul edilebilir ve sıradan görmelerine olanak veren bir süreçtir. Bu nedenle işsizliği normalleştirme stres veren durumları yeniden yorumlama (Gross & Thompson, 2007) ve bu durumların normal, kaçınılmaz olduğu ve bireyin sorumluluğunun dışında (örn., mevcut ekonomik koşullar sebebiyle) meydana geldiğine kanaat getirmesine imkân sağlayan bilişsel yeniden değerlendirme yoluyla gerçekleşebilmektedir. Bu çalışmada da bahsi geçen perspektif benimsenmiştir. İşsizliğin kişinin karşı karşıya kaldığı olağan dışı durumları sıradan ve mümkün görmesine yardımcı olan ve sonuç itibariyle maruz kalınan stresin olumsuz etkilerini hafifleten ve normalleştirme sürecine mevzu olan stres kaynağı bir durum olduğu ileri sürülmüştür.

1996’da Fransa’daki işsizlik oranı %11.6 iken Lüksemburg’da bu oran %2.9’du. 2016 Şubat ayı istatistiklerine göre ise Fransa’da %10.2 iken Avrupa Birliği’ndeki en düşük işsizlik oranıyla Lüksemburg’da %6.2 olarak saptanmıştır (Eurostat, 2016). Lüksemburg’da özellikle hizmet sektöründe 1980’li yılların ortalarından başlayarak 2002’ye dek yavaşlamayan iş büyümesini beraberinde getiren kayda değer yapısal reformlar hayata geçirilmiştir. Fransa ise farklı bir süreç izlemiştir: işsizlik 1970’li yılların ortalarına dek sürmüş ve 1983 yılından beri %7’nin üstünde kalmıştır. Uzun yıllar bu yapısal ve kitlesel işsizlik olarak düşünülmüştür. Lüksemburg’la karşılaştırıldığında bu durum Lüksemburg’u “tatminkâr bir işgücü pazarı” konumuna eriştirmiştir (Houssemand & Meyers, 2011) ve bu nedenle işsizlik algısını bu iki farklı sosyoekonomik bağlamda karşılaştırmak merak uyandırıcıdır.

Bu çalışmanın metodolojisi iki adımda ilerlemiştir. İlk olarak a) iş arayan bireylerle yapılan bireysel görüşmelerden elde edilen nitel veriler analiz edilmiştir (Çalışma 1). Bu veriler işsizlik deneyimiyle bağlantılı maddeler üretmek ve b) iş arayan büyük bir örneklemden gelen ölçüm bilgileri olan nicel veriler (Çalışma 2) potansiyel normalleştirmeyi çözümlemek amacıyla kullanılmıştır. Bu yaklaşım sağlam psikolojik ve eğitimsel modeller geliştirmeye imkan vermesi dolayısıyla en makul yaklaşım olarak düşünülmüştür (Creswell & Plano Clark, 2007; Johnson, Onwuegbuzie, & Turner, 2007).

Çalışma 1: Ön Çalışma ve Madde Üretme

Yöntem

İşsizliği Normalleştirme Envanteri’ndeki (İNE) maddeler bir nitel çalışmanın çıktıları değerlendirilerek oluşturulmuştur. Blustein, Kozan ve Connors-Kellgren’in (2013) de dikkat çektiği üzere, [işsizlik üzerinde] yapılan çalışmaların büyük çoğunluğu nicel olmakla beraber açıkça veri sunmaya elverişli olmamakta ve nitel çalışmalara özgü derinliği ve nüansı verememektedir. Bireysel deneyimlere daha güçlü vakıf olabilmek adına nitel bir çalışma yürütmenin elzem olduğu düşünülmüştür. 2013’te Fransa’da Paris’in kentleşmiş bölgelerindeki gönüllülerle 16 yarı-yapılandırılmış yüz yüze görüşme yapılmıştır. Katılımcıların tamamı işsiz bireylerden (9 kadın, 7 erkek) oluşmaktadır. Katılımcıların yaşları 24 ile 59 arasında değişmektedir (M = 42.19, SD = 13) ve ortalama 13 aydır (SD = 22.9) iş sahibi değildirler. Birçok işsizlik dönemi geçirmiş (%56); değişik pozisyonlarda (örn., grafik tasarımcısı, kasiyer, etkinlik düzenleme ajansında yönetmenlik) bulunmuşlardır. Çalışmaya katılım çağrısı katılımcıların Fransa’daki ulusal işsizlik acentasındaki (Pole Emploi) bir müşavirle buluşmasının sonlarına doğru duyuru yoluyla görüşmelerin amacı açıklanarak yapılmıştır.

Görüşmeler 30-55 dakika arası sürmüştür. Görüşmelerin tamamı kayda alınmış ve yazıya dökülmüştür. Çalışmanın konusu -işsiziliğin nasıl deneyimlendiği- katılımcılara sunulmuştur. Katılımcılarla iş deneyimlerinin geçmişine yönelik görüşmeler yapılmıştır. Ardından şu an neden işsiz kaldıkları, yaşamlarındaki değişimler (olumlu veya olumsuz), kendilik imajları, işsizlik sonrası ve iş sahibi olmak üzerine görüşlerini paylaşmaları istenmiştir. Son olarak geleceği nasıl tasarladıkları ve işe geri dönmek üzerine ne düşündüklerini açıklamaları beklenmiştir.

Nitel araştırmalar objektiflikten ve geçerlikten yoksun olmaları yönünden bazen eleştirilmektedirler (Kvale, 1994). Araştırmacıların veriyi öznel sınıflandırması meselesine çözüm getirmek adına yazıya dökülmüş görüşmeler Alceste Programı yardımıyla analize tabi tutulmuştur (Reinert, 1990). Bu çeşit analizler kişilerin öznelliğinden kaynaklanan sapmaları en aza indirmeye ve ortaya çıkması muhtemel birçok farklı çıkarımın etkisini kontrol etmeye yaramaktadır. Bu program, metinleri istatistiksel ve objektif yollardan “sözcüksel evrenler”e bölmeye yardımcı olur. Bu amaçla metin “temel bağlamsal birimler”e bölünmüştür. Bu birimler başlıca tekrarlanan sözcelere karşılık gelen anlam yüklü birimlerdir. Çeşitli sözcüksel formların eşzamanlı ortaya çıkması bu bağlamsal birimler çerçevesinde hesaplanmıştır. Bu yöntem, bir metnin bütünü dahilindeki, sözlüksel profilinin benzerliği paydasında kümelenmiş homojen alt kümeleri tespit etmeye yarayan istatistiksel bir yaklaşım sunmaktadır. Öncelikle, katılımcıların yanıtları azalarak seyreden hiyerarşik bir sınıflandırmaya sokulmuştur. Tanımlayıcı değişkenler (yaş, cinsiyet, vb.) esas alındığında her bir katılımcı ile diğer bireylerin ya da grupların yanıtları arasında bir örtüşme sağlanmıştır.

Bulgular

Azalarak seyreden hiyerarşik bir sınıflandırma sonucunda, görüşme yapılan işsiz bireylerin söylemlerinin temsilcisi olan 3 sınıf veya “sözcüksel evren” tanımlanmıştır (korpusun %78’i). Her bir sınıf için temsil gücü en yüksek kelimeler üretmek adına Alceste yazılımına başvurulmuştur. Bir oran (%: bir sınıfta yinelenen kelimelerin korpusun tamamında yinelenen kelime sayısına oranı) bir kelimenin ne ölçüde bir sınıfa dahil olduğunu belirlemiştir. Böylelikle bir sınıfa ait en karakteristik terimler tespit edilmiştir. Bir kelime ve bir sınıf arasındaki bağlantının etki büyüklüğünü göstermek amacıyla Cramer V hesaplanmıştır (Cohen, 1988, df =1 için ana hatlar:  .10 = düşük, .30 = orta, .50 = yüksek). 

İlk sınıf 253 bağlamsal birimden oluşmuştur (korpusun %47’si) ve en genç katılımcıların söylemlerinin niteliklerini yansıtmaktadır. Bu söylem sınıfı işsizlik dönemindeki zaman kavramına ve zaman planlamasına ait söylemleri içine almaktadır. Bu sınıf; zaman (82%, V = .249), dönem (76%, V =.141), an (67%, V = .104) gibi zaman belirteçleri; sene (79%, V = .128), ay (67%, V = .121), hafta (67%, V = .121), gün (67%, V = .121) gibi zaman birimlerinden oluşmuştur. İlgili fiiller (örn., düşünüp taşınmak, 100%, V = .141; keyfini çıkarmak, 76%, V =.121; meşgul olmak, 75%, V = .104) ve isimler (örn., aile, 100%, V =.148; seyahat, 91%, V = .128; arkadaş, 77%, V = .095) kişilerin faaliyetlerini nitelemiştir. Böylelikle, bu kişiler işsizliği zaman yapılarında yeniden düzenleme talep eden bir aksama olarak olarak görüyorlarsa da buna her zaman olumsuz bakmamışlardır. Aksine, aynı zamanda bu dönem kişinin kendine zaman ayırması için bir fırsat olarak görülmüştür.

Alıntı 1. Benim hobim fotoğrafçılık. Sadece bir gün boşluğum olduğunda bunun için zaman ayıramıyordum, yeterli değildi. Şu an ise fotoğrafçılıkla ilgilenip hoş vakit geçirmem için daha fazla zamanım var. (Kadın, 24)

İkinci sınıf 196 bağlamsal birimden oluşmuştur (korpusun % 35’i). Bu sınıf, işsizliğin neden olduğu değişimleri (örn., fiil olarak kullanılan, , örn., “değişmek” 83%, V = .148; isim olarak kullanılan, örn., “değişim” 100%, V = .128) kapsamaktadır. Katılımcıların kelime dağarcığı (örn., para: 94%, V =.209; euro: 89%, V =.141; gelir: 90%, V =.154; kazanmak: 100%, V =.165; ödemek: 85%, V =.160; para almak: 100%, V =.128)

Alıntı 2. Bir değişim, evet çünkü gelirim düşmeye başladı ve şu sıralar her gün harcamalarımın takibini yapmalıyım, gözünü dört aç: Parayı dilediğimce harcayamam. (Kadın, 55)
Alıntı 3. Eğer işsiz olduğunuzu söylerseniz muhakkak toplumda bir parazit olarak görüleceksiniz. Bu biraz mahcup hissettiriyor. (Erkek, 30)

Alıntı 4. İşsiz kalmak iş sahibi olmanın ne kadar da asli olduğunu gösteren korkunç bir durumdur. (Erkek, 59)

Alıntı 5. Daha birçok insanın da işsiz kalacağını, herkesin hayatında en az bir kere işsiz kalacağını düşünüyorum. Bunun kaçınılmaz olduğu düşüncesindeyim. (Kadın, 54)

Alıntı 6. Şunu söylemeliyim ki, işsiz bir insan olmak ayrı bir sosyal statüye sahip olmak gibidir. (Kadın, 55)

Üçüncü ve sonuncu sınıf (101 bağlamsal birim ve korpusun %18’i) daha yaşlı katılımcıların söylemlerinden oluşmuştur. Bu gruptaki söylemler işsiz kalmış insanların içinde bulundukları durum için bir noktaya kadar kontrol edilebilen dışsal etkenlere başvurarak yaptıkları gerekçelendirmeleri içine almaktadır. Onlara göre, yaş ve daha özelleştirmek gerekirse yaşlanıyor olmak (örn., yaş: %86, V=.402; genç: %60, V=.234; yaşlı vatandaşlar: %100, V:.200; yaşlı: %71, V:.154) gibi etkenler işsizliklerini büyük ölçüde açıklamaktadır.

Alıntı 7. Yakında 55 yaşıma gireceğim. Yaşın iş bulmanın önünde gerçekten bir engel olduğunu düşünüyorum. (Kadın, 54)

İşsizlik bir yandan da “kriz” ile ve halihazırdaki şirketlerin (%64, V=.276) işçi çıkarmasıyla (%86, V=.195) ya da işe alımlardaki (%86, V=.195) düşüşlerle (%55, V=.191) kendini gösteren ekonomik gerileme ile açıklanmaktadır.

Alıntı 8. Bugünkü ekonomi, tüm işlerin denizaşırı ülkelere taşınması ve kriz sebebiyle birçok şirketin kapanmasına sebep oldu. Ekonominin çok iyi formda olmadığı doğru. (Kadın, 54)

Son olarak, deneyim eksikliğinden de söz etmişlerdir (%94, V= .336) ya da niteliklerin de işsizliği açıklayan etkenler olduğundan bahsetmişlerdir. Daha yaşlı katılımcılar kendi performanslarını özellikle yeni teçhizatın kullanımı (70%, V= .181) açısından daha düşük değerlendiriyor izlenimi vermiştir (%100, V= .222). Böylelikle iş sahibi olmada daha genç insanlara kıyasla dezavantajlı hissetmişlerdir.

Tartışma

Bu araştırmanın işsiz insanlarla sahada yürütülen nitel aşaması, yeni ve işsizlik gerçeğini mümkün olduğunca güvenilir biçimde yansıtan bir araç oluşturmak adına olmazsa olmaz bir yöntemdi.

Bu analizin sonuçlarına dayanarak 30 madde geliştirilmiştir. Bu maddeler veri analiziyle birlikte ortaya çıkan üç ana boyutun içeriği ve anlamına ilişkindir: İşsizliğin sebep olduğu değişimler (olumlu veya olumsuz) (sözcüksel analizin 1. sınıfına karşılık gelmektedir); işsizlik algısı ve işle ilişkisi (sınıf 2); işsiz kalmaya ilişkin açıklamaların çeşitleri (sınıf 3).

Metin analizlerinde saptanan kelime haznesi madde üretmek için kullanılmıştır. “İşsiz kalmak beni utandırır.” (örn., Alıntı 3, Madde 1) veya “Yaşımdan ötürü işsizim” (örn., Alıntı 7, Madde 13).
Çalışma 2: İşsizliğin Normalleştirilmesi ve Sağlık

Çalışmanın ikinci adımında İNE’yi geliştirmek ve işsizlik algısı, işsizlik deneyimi ve algılanan iyi oluş arasındaki bağlantıya ışık tutmak amacıyla nicel bir çalışma yapılmıştır.

Yöntem

Çalışmanın örneklemini hepsi Fransızca konuşan 938 işsiz birey -733’ü Lüksemburg, 205’i Fransa yerlisi- oluşturmaktadır. Katılımcıların yaş ortalaması 34.95’tir (SD= 11.28); %45.3’ü erkek, %54.7’si kadındır. %51.1’lik bir dilimi daha önce en az bir kere işsizliği deneyimlemiştir. Büyük bir çoğunluğu (%53.7) ise o dönemde 6 aydan az bir süre işsiz kalmıştır. Tüm katılımcılar, Fransa (Paris bölgesi, 2014) ve Lüksemburg’daki (Lüksemburg ve Esch-Alzette, 2015) devlete ait kariyer merkezlerindeki çağrıya gönüllü karşılık vermişlerdir.

Katılımcılar envanteri kâğıt üzerinde yanıtlamışlardır. Çalışma 1’de geliştirilen 30 maddelik İNE iki başlığa bölünmüştür: Günümüzdeki işsizlik hakkında ne düşünüyorsunuz?, Günümüzdeki işsizlik deneyiminiz nedir? Cevaplar; 1 (kesinlikle katılmıyorum) ile 4 (kesinlikle katılıyorum) arasında, Likert tipi ölçek üzerinde işaretlenmiştir. Katılımcılar aynı zamanda yaygın kullanılan Genel Sağlık Envanteri’ni (GHQ-12; Goldberg, 1972) de doldurmuşlardır. Bu zihinsel sağlık envanteri; 12 maddeli oluşundan, psikometrik özelliklerinin iyi olmasından (Hankins, 2008) ve zaman içinde ve kültürlerarası değişmezliğinden ötürü uluslararası karşılaştırma yapmaya imkân verdiği için kullanılmıştır (örn., Mäkikangas ve ark., 2006). Bu ölçekten alınan yüksek bir puan daha ciddi zihinsel sağlık problemlerine işaret ederken düşük bir puan iyi zihinsel sağlığın işaretçisidir. Böylelikle bu ölçekteki yüksek puanlar bir zihinsel sağlık probleminin işaretçisi olduğu yönünde yorumlanabilir.

Bulgular

Çalışma 1’den başlangıçta elde edilen yapısal modele karşılık gelen “İşsiz kalmanın neden olduğu değişimler”, “Kişinin işsizliğe ilişkin algısı ve işle kurduğu ilişki” ve “İşsiz kalmaya ilişkin açıklamaların türleri” başlıklarını içine alan üç faktörle doğrulayıcı faktör analizi (yapısal eşitlik modeli) yapılmıştır ve Mplus’taki örneklemin cevaplarına uygulanmıştır (Muthén & Muthén, 2010).

Sonuçlar, test edilen modelin yakınsamadığını göstermiştir. Bu da ölçeğin kuramsal yapısının katılımcılardan toplanan görgül verilerle tutarlı olmadığını ortaya koymuştur. Bir diğer deyişle, katılımcıların cevapları, hipotezi kurulan üç boyutlu yapıyla örtüşmemektedir.

Kuramsal model ve görgül bulgular arasındaki farklılıkları daha iyi anlayabilmek adına klasik test kuramı ve madde tepki kuramı uygulanarak madde analizi yapılmıştır (eirt eklentisini kullanarak Microsoft Excel araçlarıyla; Valois, Houssemand, Germain, & Belkacem, 2011). İNE’deki 30 maddeden 14’ü psikometrik açıdan zayıf bulunmuştur: Katılımcıların yanıtlarındaki düşük değişkenlik, düşük ayırt edicilik ya da beklenilenlerle örtüşmeyen madde karakteristik eğrisi (lojistik eğriler).

Bundan ötürü nihai İNE’den 14 madde çıkarılmıştır. Kalan 16 madde üzerinde R paketlerinden “psych” ve “GPArotation” (minimum artık yöntemi, oblimin döndürme) ve Mplus (ağırlıklandırmalı en küçük kareler yöntemi, geomin döndürme) ile açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır.

Tablo 1, dört faktör arasındaki yapıyı gösteren açımlayıcı faktör analizi sonuçları ile iki analiz arasındaki yakınsaklıkları göstermektedir. Bu analiz için çalışmadaki örneklemin tamamından 438 kişilik bir alt grup rastgele seçilmiştir. Yapı, modelin oturmasına katkı sağlamış ve envanterin örtük boyutlarını da düzenlemiştir.

Tablo 1. Her faktörün açıkladığı Cronbach α ve varyans değerleriyle birlikte AFA faktör yükleri ve oransal ortak etken varyansı.
tablo 1

Not. AFA geomin döndürme ile ağırlıklandırmalı en küçük kareleri kullanmıştır. %var = her bir faktörün açıkladığı varyans.

Bu dört faktörlü modelin rastgele ortaya çıkmadığından emin olmak için kalan örneklemden (500 katılımcı) rastgele başka bir alt grubun yanıtları üzerinde doğrulayıcı faktör analizi (R paketi: Lavaan) yapılmıştır. Böylelikle bir tanesi AFA, bir tanesi DFA için farklı katılımcılardan oluşan iki alt grup kullanılmıştır. Yapı modelin oturmasına katkı sağlamış ve envanterin örtük boyutlarını da düzenlemiştir. Ki-kare testinin örneklem büyüklüğüne, normallikten küçümen sapmalara olan aşırı duyarlılığı ve model belirlemedeki nispeten küçük yanılsamalarından ötürü modelin uyumu karşılaştırmalı uyum indeksi (KUİ), Tucker-Lewis indeksi (TLİ) ve yaklaşımın ortalama hata kareleri kökü (Root Mean Square Error Approximation; RMSEA) gibi örneklem büyüklüğünden bağımsız uyum indeksleri aracılığıyla değerlendirilmiştir. Alışılagelen hesap pratiklerine göre kabul edilebilir ve iyi model uyumu sırasıyla .90 ve .95’ten büyük KUİ ve TLİ değerleri yakalandığında; iyi ve mükemmel uyum ise sırasıyla .08 ve .06’dan düşük RMSEA değerleri ile sağlanabilmektedir. Yani, dört-faktör modeli için KUİ ve TLİ değerleri iyi, RMSEA ise oldukça iyidir (KUİ =.971, TLİ = .964, RMSEA = .045).

Şekil 1, doğrulama testlerinden sonraki modeli göstermektedir. İNE’nin dört faktörüne şu başlıklar verilmiştir: İşsizliğe Dair Olumsuz Algılar (F1; 5 madde), İşsizliğe Dair Olumlu Algılar (F2; 5 madde), İşsizlik Temellendirmeleri (F3; 3 madde) ve İşsizlik Normu (F4; 3 madde). 4 örtük faktör geneli itibariyle 16 madde ile iyi temsil edilmişse de, doyumlar güçlülük bakımından eş değer değildir. Aynı zamanda, birbirleri arasındaki bağlantılar her zaman eş değer değildir, şu anlama geliyor ki; tüm faktörler tek bir, ikinci dereceden, İşsizliği Normalleştirme boyutu altında kümelenmemelidir. Örtük faktörler arasındaki korelasyonlar özellikle F1 ve F3, F2 ve F4, F3 ve F4 arasında orta derece pozitiftir. Oysa F1 ve F2 ise aralarında olumsuz korelasyon göstermiştir (bkz. Tablo 2).

Tablo 2. İNE’deki örtük faktörler arasındaki korelasyonlar.
tablo 2

Not. F1= İşsizliğe Dair Olumsuz Algılar; F2= İşsizliğe Dair Olumlu Algılar; F3= İşsizlik Temellendirmeleri; F4= İşsizlik Normu.

Bu çalışmadaki 2 ülke arasında karşılaştırma yapmak mümkündür çünkü İNE’nin faktör yapısının değişmezlik analizi çoklu grup ölçme eşdeğerliği testleri uygulanarak yapılmıştır. Kullanılan yöntem Byrne (2008), Byrne (2012), Wang ve Wang (2012) ya da Muthén ve Muthén (2010) tarafından öne sürülen yöntemlerden biridir. Böylece, R paketi Lavaan ve semTool kullanılarak zayıf (faktör yükleri eşit olacak şekilde sıkıştırılmıştır), güçlü (faktör yükleri ve madde sabitleri eşit olacak şekilde sıkıştırılmıştır) ve mutlak (faktör yükleri, sabitler ve artık varyans eşit olacak şekilde sıkıştırılmıştır) değişmezlik sınanmıştır (Hirschfeld & von Brachel, 2014). DFA ile bulunmuş yapılaşmaya dönük model ile sınırlandırılmış modeller arasındaki farklılıklar çok küçük; (tüm karşılaştırmalar için: ΔRMSEA <.003 ve ΔCFI <.005;) değişmezliği tanımlamak için en yaygın kullanılan ve görgül olarak en sıkı desteklenmiş kriterden aşağıda kalmıştır (Chen, 2007; Cheung & Rensvold, 2002). 

Şekil 1. İşsizliği Normalleştirme Envanterinin Modeli.

YEYY 

Fransa ve Lüksemburg bir normalleştirme faktöründe çok küçük ortalama farklılıkları göstermiştir (F1; Cohen d =. 01; bkz. Tablo 3), F2 ve F4 için küçük boyutlu farklılıklar (sırasıyla Cohen d =.12 and Cohen d =.15), ve F3 için orta boyutlu farklılıklar (Cohen’s d = .47). Fransızlar Lüksemburglu mevkidaşlarına kıyasla işsizliklerinin birtakım olumlu taraflarının da olduğunu belirtmişlerdir. Vaziyetlerini Lüksemburglulardan daha çok dışsal etkenler ile gerekçelendirmişlerdir. Son olarak, Lüksemburglu işsizlerden daha fazla işsizlik normu puanları vardır.

Envanterin dört faktörüne göre, normalleştirme ve iyi-oluş arasında (GSÖ-12; Cronbach α = .92, alanyazında yaygın olarak tanınmış bir değer, örn., Hankins, 2008) korelasyon bulunmuştur. Esasen, F1 ve F2 (sırasıyla, İşsizliğe dair Olumsuz Algılar ve İşsizliğe dair Olumlu Algılar) GSÖ12 ile korelatif olarak ilişkilenmiş; F3 (İşsizlik Temellendirmeleri) ile iyi-oluş arasında orta değerde bir korelasyon bulunmuştur (bkz. Tablo 4). Böylelikle, işsizliklerinden ötürü daha çok olumsuz etkiler bildiren daha çok temellendirmelere başvuran işsiz insanlar beraberinde daha çok akıl sağlığı şikâyeti bildirmiştir. Tam tersi, işsizliğin olumlu etkileri olduğuna inananlar daha az akıl sağlığı şikâyeti bildirmiştir. Doğrusal regresyon bu bulguları doğrulamıştır (bkz. Tablo 5). 

Nihayetinde, diferansiyel analiz katılımcıların belirli bireysel değişkenleri ile ilişkili olan işsizliği normalleştirme faktörlerinde az değişkenlik göstermiştir. Dahası, cinsiyetin işsizliği normalleştirme süreci üzerindeki etki büyüklüğü küçüktür (F1: Cohen d =.04; F2: Cohen d =.06; F3: Cohen d =.10; F4: Cohen d =.01; bkz. Tablo 3). İşsizlik süresinin F2 (Cohen d =.245) ve F4 (Cohen d= .241) boyutları üzerinde düşük seviyelerde etkisi vardır. Diğer taraftan F1 (Cohen d = .449) ve F3 (Cohen d = .514) için bu etki orta düzeydedir. Genel olarak, işsizlik süresi arttıkça katılımcılar daha çok olumsuz etki belirtmişler ve dışsal etkenleri temellendirmek amacıyla daha çok kullanmışlardır.

Tablo 3. İNE’deki faktörlerin ortalama ve standart sapmaları.
tablo 3

Not. F1= İşsizliğe Dair Olumsuz Algılar; F2= İşsizliğe Dair Olumlu Algılar; F3= İşsizlik Temellendirmeleri; F4= İşsizlik Normu; Lux= Lüksemburglu örneklem; Fr= Fransız örneklem; All= Örneklemin tamamı.

Tablo 4. GSÖ-12 ve İNE’deki faktörler arası korelasyonlar
tablo 4

Not. GHQ-12= Genel Sağlık Ölçeği; F1=İşsizliğe Dair Olumsuz Algılar; F2= İşsizliğe Dair Olumlu Algılar; F3= İşsizlik Temellendirmeleri; F4= İşsizlik Normu; All= Örneklemin tamamı; Lux= Lüksemburglu örneklem; Fr= Fransız örneklem.

Tablo 5. İşsiz insanların akıl sağlığı problemlerinin yordayıcıları (GSÖ-12)
tablo 5

Not. GHQ-12= Genel Sağlık Ölçeği; All= Örneklemin tamamı; Lux= Lüksemburglu örneklem; Fr= Fransız örneklem; F1= İşsizliğe Dair Olumsuz Algılar; F2= İşsizliğe Dair Olumlu Algılar; F3= İşsizlik Temellendirmeleri; F4= İşsizlik Normu; f ²=  etki büyüklüğü (Cohen,1988, için ana hatlar:  .02 = düşük, .15 = orta, and .35 = yüksek)


Tartışma

Bu alandaki psikometrik standartlara göre dört faktörden meydana gelen yapısal model (İşsizliğin Normalleştirilmesi, İşsizliğe Dair Olumlu Algılar, İşsizlik Normu, İşsizlik Temellendirmeleri) toplanan görgül bulgularla eşleşmiştir. Ek olarak ve en önemlisi, model Çalışma 1’deki, iş arayan bireylerin söylemlerinde gözlemlenen ve analiz edilene çok benzer kuramsal bir yapıya göre istatistiksel açıdan yakınsaklık göstermiştir.

Son olarak, yapısal eşitlik modelini kullanan çalışmalara yöneltilen istatistiki ve kuramsal yaklaşımlar dahilindeki tartışmalar hesaba katıldığında (Barrett, 2007; Hayduk, Cummings, Boadu, Pazderka-Robinson, & Boulianne, 2007), bu çalışmanın sonuçlarının yeterli uyumu gösterdiğini ve nihai modelin işsizliği normalleştirilme psikolojisine karşılık geldiği temellendirmeleri yapılabilir.

Bu çalışmada iki ülke arasında yapısal farklılıklar bulunmamıştır. Ek olarak, işsizliğin normalleştirilmesi ve psikolojik iyi oluş farklı sosyoekonomik bağlamları olan Avrupa ülkelerinde korelasyon göstermiştir. Özellikle İşsizliğe Dair Olumlu ve Olumsuz Algılar boyutlarıyla ilgili olarak, işsizlik süresince psikolojik yönden iyi oluş işsizliğin normalleştirilmesine bağlı gibi görünmüştür. Yine de bireyin işsizlik sürecindeki psikolojik iyi oluşu ile işsizliği normalleştirme arasındaki bağlantının doğrulanması adına bu çalışmanın bulgularının tekrarlanması gerekmektedir. Hepsinden de öte, bu iki psikolojik kavram arasındaki muhtemel nedensel ilişkinin anlamının doğrulanması için çalışılmalıdır. Bu hususta, boylamsal çalışmalar araştırmacılara, bu yapılardan her birinin işsizlik süreci uzadıkça nasıl eş zamanlı evrildiğini teyit etmeleri bakımından imkân verecektir. Bu noktada, etki büyüklükleri orta düzeyde yoğunlukta olsa da işsizliği normalleştirme sürecinin sürecin uzunluğuna bağlı gözüktüğü söylenebilir çünkü işsizliğe dair olumsuz algılar ve dışsal gerekçelendirmeler işsizliğin süresi uzadıkça artmaktadır.

Genel Tartışma

Bu çalışmanın amacı işsizliği normalleştirmeye ilişkin daha iyi bir kavrayış sunmak, işsizlikle kurulması muhtemel bu alternatif ilişkiyi ölçümlemek adına maddeler geliştirmek ve psikolojik iyi oluş için olası çıkarımları doğrulamaktır. İlk olarak, işsiz bireylerle yapılan mülakatların içerik analizi, işsizlikle alakalı güncel imgelerin anlaşılmasına olanak vermiştir. İşsiz bireylerin söylemlerindeki karakteristik kelimeleri tespit edebilmek adına, bu aşama daha sonra yazılımın açığa çıkardığı/sıraladığı, birçok katılımcıyı temsil edebileceği ve istihdam dışı kalmış insanların söylemlerini yansıtabileceği düşünülen birçok madde üretmekle sonuçlanmıştır.

İkincisi, nicel çalışma halihazırda iş arayanlar arasında, psikolojik bir kavram olan işsizliği normalleştirmenin mevcut olduğunu doğrulamıştır. İşsizliği normalleştirmenin iki yorumlayıcı boyutu vardır; bilişsel ve duygusal. Bu boyutlar, insanların işsiz olmalarını kendilerine nasıl açıkladıklarını (biliişsel) veya nasıl deneyimlediklerini (duygusal) odağına almaktadır. Duygusal boyuttaki olumsuz korelasyon göstermiş iki etmen işsiz olmanın kişi üzerindeki olumlu veya olumsuz etkilerine odaklanmaktadır. Birinci etmen, İşsizliğe Dair Olumsuz Algılar, kişinin benlik imajını (“İşsiz olmak beni utandırıyor.”) hedefleyen işsizlikle alakalı olumsuz his ve deneyimleri ya da sağlığını (“İşsiz kaldığımdan beri kendimi depresif hissediyorum.”) ve işsizlikten ötürü kişinin başkalarına dair imajındaki bozulmaları (“İşsiz kalmak işsiz insanlara olan bakışımı değiştirdi.”) kapsamaktadır. Özellikle sağlık ve kimlik hususunda bozulmalara yol açan bu sonuçlar alanyazında geniş tartışmalara yer açmıştır. Öte yandan, bu boyut insanların işleriyle olan ilişkilerinde de değişimi beraberinde getirmiştir. Çalışmalar çoktandır işsizliğin iş sahibi olmaya dair bakışa olan etkilerine dikkat çekmektedir. Galland (2000) işsizliğin olumsuz etkilerinin işine daha fazla önem atfedenlerin arasında en etkili olduğunu göstermiştir. Kaldı ki işsizlik iş sahibi olmaya yönelik algıları geneli itibariyle etkilemektedir. Davonie ve Meda (2008) işsizliğin fazla olduğu ülkelerde iş sahibi olmaya daha çok önem verildiğini, Delay (2008) ise işsiz kalmanın iş sahibi olmaya yüklenen değeri artırdığını gözlemlemiştir.

İkinci faktör, İşsizliğe Dair Olumlu Algılar, sağlık (“İşsiz kaldığımdan beri kendimi daha iyi hissediyorum”; “İşsiz kalma endişesi taşımıyorum”) veya iş sahibi olmayla kurulan bağ (“Mutlu olmak için iş sahibi olmam gerekmiyor”) hususunda işsizliğe yönelik değişik bakış açılarını temsil etmektedir. Bu etmene, tabiri caizse, “Funemployment” da denebilir. Medya ve popüler yazarlara göre funemployment bazı toplumlarda yeni bir fenomen haline gelmiştir. Bu terim işsizliği bundan böyle bir trajedi olarak deneyimlemeye son verip bunun yerine sayesinde kişinin kendine boş zaman ayırabileceği bir fırsat olarak değerlendirmeye vurgu yapmaktadır. Bu tutum mevcut çalışma süresince görüşme yapılan işsiz bireylerin söylemlerinde açığa çıkmıştır. Aslına bakılırsa işsizliğin olumlu etkileri üzerine yapılan çalışmalara ender rastlanmaktadır. Bununla birlikte, Blustein, Kozan, and Connors-Kellgren’in (2013) yürüttüğü nitel bir araştırmanın bulgularına göre işsiz kalmak artık bazı insanlar için yeni bir başlangıcı ifade edebilmektedir. Bir kere işsiz kalmanın şokunu atlattılar mı, işsizlik yeni stratejileri hayatlarına geçirmeye imkân vermekte; işsizliği, yeniden düşünmek, dönüşmek, hayatları ve kariyerlerinde yeni projelere yer vermeye kapı açan bir fırsat olarak değerlendirmektedirler. Bu boyut “stratejilerdeki değişim”in varlığını doğrulamaya ve bunu ölçmeye olanak vermiştir.

Bilişsel boyut, yani günümüzde kişilerin işsiz kalmayı açıklama veya “temellendirme” yolları, iki etmen aracılığıyla ortaya konmuştur. İşsizlik Temellendirmeleri (F3) kişinin işsizliğin olası hem içsel hem dışsal açıklamalarını; “Yaşımdan dolayı işsizim.” veya “İşsizlik krizin bir sonucudur.” gibi atıfları içine alır. Yakın zamanlı bir çalışma (Pignault, 2011), mevcut ekonomik bağlamda istihdam dışı kalmış bireylerin vaziyetlerini açıklamada kişisel kalıplardan sıyrılıp işlerini kaybetmelerini dışsal ve kontrol edilemeyen etkenlerle açıklama eğiliminde olduklarını bulmuştur. Söylem analizi, dışsal temellendirmeler ortaya dökmüştür. Son faktör, İşsizlik Normu (F4), yeni bir işsizlik normunun doğmasına ve işsizliğin kişinin kariyerinin ya da “hayatının kaçınılmaz bir aşaması” olduğuna dair genel bir bakışa işaret etmektedir. Bu faktör bazı yazarların ileri sürdüğü, algılanan iş normundaki değişimi doğrulamaya olanak sağlamıştır (örn., Clark ve ark., 2009; Eggers, Gaddy, & Graham, 2006; Gathergood, 2012; Powdthavee, 2007). Norm ve temellendirmeleri içine alan maddeler aracılığıyla işsizliğin yeni algısına dair arı bir kavrayış edinilmiş ve olası sebepler daha derinlemesine kavranmıştır. Öte yandan bilişsel boyuttaki iki faktör üzerinde iki ülkenin puanlarındaki değişkenlikte de görüldüğü gibi farklı sosyoekonomik bağlamların işsizliğin sosyal algısında farklı etkiler bıraktığı savını ileri süren hipotez de desteklenmiştir.

Normalleştirme; kişilerin işsizliği normal, kaçınılmaz ve kontrol edilemeyen dışsal etkenlerle açıklanabilen bir süreç olarak görmeye itmektedir. Bundan ötürü işsizlikle ilişkili kişisel duygular öncekinden daha olumlu hatta kişinin kendisine zaman ayırmasına müsaade eden bir fırsat ve “funemployment” olarak görüldüğünde ise olumlu olacaktır. İşsizliğin olumsuz yönleri (İşsizliğe Dair Olumsuz Algılar) ve Genel Sağlık Ölçeği arasında pozitif korelasyonlar gözlenmiştir. Bu da gösteriyor ki içinde bulunduğu vaziyeti olumsuz olarak değerlendirenlerin algıladıkları iyi oluş da alanyazında genişçe gözlenmiş ve tartışılagelmiş sonuçlarla tuttarlı olarak düşmüştür. Yine de bu sonuçlar, kişinin kendisiyle işi arasına mesafe koyması (İşsizliğe Dair Olumlu Algılar) ve algılanan sağlık arasındaki ilişkiye de ışık tutmaktadır. Olumlu etkileri vurgulayan ve işini terk edebileceğini sezinleyen bireyler kendilerini daha sağlıklı algılamışlardır. Üstelik, kişinin işsizliğini dışsal faktörleri öne sürerek açıklaması (İşsizlik Temellendirmeleri) aynı zamanda zihinsel sağlık problemleriyle az da olsa pozitif korelasyon göstermiştir. Yani, işsizliği kişinin kontrolü dışındaki dışsal sebeplere atfetmek işsiz bireylerin suçluluk duygularını ve işlerini kaybetmelerinden kendilerini sorumlu tutmalarından doğan duyguları azaltmalarına yardımcı olsa ve psikolojik iyi oluşu desteklese de, etki aslında tersini göstermektedir. Diğer çalışmaların da gösterdiği gibi, durumlar üzerindeki algılanan kontrolün yitimi durumu daha stresli hale getirmektedir. 

Öte yandan, mevcut çalışmadaki doğrusal regresyon analizleri normalleştirme faktörlerinin büyümekte olan önemini göstermektedir: İşsizliğe Dair Olumsuz Algılar, İşsizliğe Dair Olumlu Algılar ve son olarak da İşsizlik Normu. Şimdiye kadarki geleneksel araştırmaların aksine bu yazıda İşsizliğin Olumlu Algılarının hatta ‘funemployment’ın sağlık üzerindeki etkilerinden bahsetmek ilgi uyandırıcıdır. İşsizlik Normu ve sağlık arasındaki ilişki de aynı zamanda önemsenmelidir. İşsizliği normal bir kariyer aşaması olarak düşünmek, algılanan sağlıkta yükselmelerle bağlantılıdır. Son olarak, belirli çalışmalar farklı ülkelerde işsizliğin ve iş(sizlik) normunun algılanışında değişkenlik saptadıysa da bu çalışmada Lüksemburg ve Fransa’daki işsiz bireylerin tepkileri farklılık göstermiştir. Fransa’daki işsizlerin işsizliği ekonomi gibi dış koşullara atfederek rasyonalize etmelerine ve işsizliği büyük oranda daha “normal” olarak karşılamalarına karşın iki ülkedeki algılanan sağlık puanlarında küçük farklılıklar gözlenmiştir.

Son olarak, normalleştirme süreci kadınlar ve erkekler arasında değişmemiştir. Bununla birlikte, belirli boyutlardaki puanlar işsizlik süreci uzadıkça farklılaşmıştır. Aslına bakılırsa, istihdam dışı kalma vaziyetinden algılanan olumsuz etkiler ve kişinin işsizliğini temellendirmede başvurduğu dışsal nedenler kişinin işsizlik süreci uzadıkça artış göstermiştir. Bu bulgu istihdam dışı kalma süreci uzadıkça işsiz bireyin iyi oluşunun gitgide zedeleneceğini ve zamanın uzunluğuna bağlı olarak nedenlerin dışsallaştırılmasının artacağını ortaya koyan çalışmalarla tutarlık göstermektedir. 

Bu çalışma; pratik, birçok işsiz bireylere kolayca uygulanabilecek, nihai formunda normalleştirme ve normalleştirmenin dört alt boyutunu kapsayan ve toplamda 16 madde barındıran bir envanter ortaya çıkarmıştır. Günümüzde işsizlik üzerine araştırmalar, yeniden istihdam edilmenin niteliği ve aldığı zaman açısından işe dönmeyi destekleyen faktörler (başlıca psikolojik) üzerinde durmaktadır. Sosyal iş normuna (ya da karşıtı olan işsizlik normu) bağlı olarak psikolojik iyi oluşun düzeyinin iş bulma ve halihazırdaki işi bırakma üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. İşsiz kalmayla birlikte psikolojik sağlığında en büyük düşüşü yaşayan bireylerin aynı zamanda işsiz kalmaya en az yatkın kişiler oldukları bulunmuştur (Clark, 2003; Clark, Georgellis, & Sanfey, 2001). Buna karşılık şimdiye kadar iş bulma arzusu ve stres düzeyleri arasında pozitif korelasyon gözlenmiştir; zihinsel olarak daha sağlıklı olan bireyler tekrar çabucak iş bulmaya daha yatkındırlar (Paul & Moser, 2009). Cvetanovski ve Jex (1994) içsel kontrol odağı ile işsiz bireylerin psikolojik ve fiziksel iyi oluşları arasında olumlu yönde seyreden bağlantılar bulmuştur. Bu da gösteriyor ki kariyer danışmanları bu bulguyu dikkate almalı ve insanlara, içinde bulundukları vaziyetlerin kontrol edilebilir ve kontrol edilemez yönlerini ayırt edebilmelerinde yardımcı olmalıdırlar. Bu anlamda, eğer normalleştirme süreci bireyleri işsizliğin olumsuz etkilerinden koruyorsa, iş arama ve işe dönme sürecinde yarar sağlayacaktır. Bununla beraber, yakın zamanlı çalışmalar iş arama sürecinin niceliğindense niteliği üzerinde ısrarla durmaktadır. İş arama süreci uzadıkça ve niteliği arttıkça, süreç daha etkili hale gelebilmekte ve daha nitelikli yeniden istihdam edilme deneyimleriyle sonuçlanabilmektedir (Algan, Cahuc, Decreuse, Fontaine, & Tanguy, 2006; Van Hooft, Wanberg, & van Hoye, 2013). Bundan yola çıkarak, işsizliği normalleştirmenin olumlu etkileri öznel iyi oluşu artırmakta ve bundan ötürü iş arama sürecinin stresini azaltıp daha nitelikli yeniden istihdam edilmeye, daha iyi başvuran-iş eşleşmesine yol açabileceği şeklinde bir hipotez kurulabilir. İleriye dönük çalışmaların bu hipotezleri test etmesi gerekmektedir.
Dahası, birçok çalışma istihdam dışı kalmış bireylerin işsiz kalma ve iş bulma deneyimlerindeki istihdam edilebilirliğin ya da algılanan istihdam edilebilirliğin psikososyal yapısını incelemiştir. Araştırmalar gösteriyor ki algılanan istihdam edilebilirlik (bireyin “kişi için yeni bir iş bulmanın ne denli kolay olduğuna” dair algısı; Berntson & Marklund, 2007, s. 280) genel sağlıkla, akıl sağlığıyla (örn., Berntson & Marklund, 2007; Green, 2011), iş arama sürecinin yoğunluğuyla ve yeniden istihdam edilmeyle (örn., Koen, Klehe, & Van Vianen, 2013) pozitif korelasyon göstermiştir. İleriye dönük çalışmalarda, algılanan istihdam edilebilirlik ve işsizliği normalleştirme arasındaki bağlantıyı incelemek ve bu kilit değişkeni işsizliği normalleştirme sürecini ve etkilerini daha duru biçimde anlamaya yardımcı olması açısından resme dahil etmek ilgi uyandırıcı olabilir. Farklı yaklaşımları benimseyen çalışmalar aynı zamanda normalleştirme sürecini; kontrol odağı, baş etme stratejileri ve iş rolü merkeziyetini hesaba katarak kavramaya; normalleştirme, iş arama ve iş bulma arasındaki olumlu/olumsuz korelasyonları da doğrulamaya ve sınamaya katkı sağlayacaklardır.

Son olarak, işsizliğin süresi uzadıkça olumsuz etkileri de arttığından işsizliğin ve işsizliği normalleştirmenin uzun vadedeki etkilerini de çalışmak önemlidir. Aslında, halihazırda bu mevzuyu merceğe alan boylamsal bir çalışma yürütmekteyiz.

Her çalışmada olduğu gibi, bu çalışmaların da sınırlılıkları vardır. Bunlar özellikle yapısal modellerdeki uyum endeksleriyle bağlantılı olarak sunulan istatistiksel sınırlılıklardır. Bunun yanında belirtilmelidir ki başlangıçtaki 30 madde İNE’nin boyutları ve faktörleri arasında dengeli ve adil biçimde dağılım gösterdiyse de yapısal eşitlik modelinden önce yapılan analizler psikometrik nedenlerden ötürü birçok maddenin çıkarılmasını icap etmiştir. Dolayısıyla iki faktör (İşsizlik Temellendirmeleri ve İşsizlik Normu) her birinde üç madde olacak şekilde değerlendirmeye alınmıştır. Bu faktörlerin maddelerinin az olmasından dolayı büsbütün veya yüksek hassasiyetle ölçemediği düşünülebilir. İşsiz kalmayla bağlantılı duygularda görülen bireysel farklılıkları elekten geçirmek yerine bu faktörlere yeni maddeler eklemek faydalı olabilir (Çalışma 1’deki sözcüksel analiz temel alınarak yeni maddeler üretme ya da Çalışma 2’de silinen maddeleri yeniden formüle etme).

Mevcut çalışmanın en önemli sınırlılığı, bu araştırma alanında deneysel tasarımların kullanılmasının mümkün olmamasıdır. Bu çalışmadan elde edilen çıktılar, bulgulara dayalı bir işsizliği normalleştirme modeli ortaya koymak adına kullanıldıysa da burada tanımlanan istatistiksel bağlantılardan bunun belirleyicileri, iş aramaya, profesyonel kariyerlere ve sağlığa yönelik çıktıları ve betimleyici bir nedensel yapı ortaya konamaz. Üstelik, potansiyel olarak daha ilişkili maddeleri işleme sokan bir çalışma yapılsa dahi, bu tip bir yaklaşım nedensellik sunmaz (Trafimow, 2017). İstatistiksel ayırt edilemezlik, istatistiksel analizlerle tutarlı birçok model arasından karmaşık ve nedensel bir model seçmek ve ona bağlı kalmak, güçlü bir sınırlılıktır (Trafimow, 2015). Çok titiz yürütülmüş bazı çalışmalar (örn., Kline, 2015; Trafimow, 2015) aynı veritabanının farklı sonuçları -bazıları büsbütün hatalı da olabilen- beraberinde getiren farklı yollardan nasıl analiz edilebilir olduğunu göstermiştir. Bu önemli kısıtlılıklar hesaba katıldığında, mevcut çalışmadan elde edilen bulgular aynı zamanda önceki çalışmalarımızı ve diğer yazarların da konuyla ilgili önceki çalışmalarını dikkate almaktadır.  Özellikle de kuramsal önerimiz, işsizliği normalleştirmenin yapısı az ya da çok karmaşık birçok istatistiksel analizden değil, işsiz kalmış kişilerin kendi söylemlerinden kuramsal resme dahil edilmelidir. Bu sebepten, diğer modeller de mümkün olsa dahi burada tartışılan model tanımlayıcı değil fakat istatistiksel açıdan kayda değer görülmektedir. Trafimow (2017) ile paralel olarak “nedensel modelin teori olduğuna” değil teoriye destek olduğuna inanıyoruz (s.742).

Yine de bu çalışmalar pratik ve psikometrik bakımdan elverişli bulunan İNE’yi oluşturmuş ve geçerliliğini saptamıştır. Her boyut için duyarlı ölçüm yapmak için ölçeği geliştirmek mutlak surette mümkündür ve ileriye dönük çalışmalarca dikkate alınacaktır. Farklı olarak, bireysel (örn., kontrol odağı ve iyi oluş) ve toplumsal (örn., iş normunun gücü) özellikler işsiz kalmaya ilişkin algıların değişimini ve iyi oluş penceresinden sonuçlarını psikolojik ve sosyal açılardan daha iyi kavramaya yardımcı olacaktır. 

Kaynakça

Algan, Y., Cahuc, P., Decreuse, B., Fontaine, F., & Tanguy, S. (2006). L’indemnisation du chômage: Au-delà d’une conception «désincitative” [Unemployment benefits: Going beyond a “disincentive” view]. Revue d’Economie Politique, 116, 297–326. doi:10.3917/redp.163.0297

Ashforth, B. E., & Kreiner, G. E. (2002). Normalizing emotion in organizations: Making the extraordinary seem ordinary. Human Resource Management Review, 12, 215–235. doi:10.1016/S1053-4822(02)00047-5 

Barrett, P. (2007). Structural equation modelling: Adjudging model fit. Personality and Individual Differences, 42, 815–824. doi:10.1016/j.paid.2006.09.018 

Berntson, E., & Marklund, S. (2007). The relationship between perceived employability and subsequent health. Work & Stress, 21(3), 279–292. doi:10.1080/02678370701659215 Blustein, D. L. (2008). The role of work in psychological health and well-being. American Psychologist, 63, 228–240. doi:10.1037/0003-066X.63.4.228 

Blustein, D. L., Kozan, S., & Connors-Kellgren, A. (2013). Unemployment and underemployment: A narrative 
analysis about loss. Journal of Vocational Behavior, 82, 256–265. doi:10.1016/j.jvb.2013.02.005 

Bourhis, A., & Wils, T. (2001). L'éclatement de l’emploi traditionnel: Les défis posés par la diversité des emplois typiques et atypiques [The breakdown of traditional employment: The challenges of the diversity of typical and atypical jobs]. Relations Industrielles/Industrial Relations, 56, 66–91. doi:10.7202/000141ar 

Broom, D. H., D’Souza, R. M., Strazdins, L., Butterworth, P., Parslow, R., & Rodgers, B. (2006). The lesser evil: Bad jobs or unemployment? A survey of mid-aged Australians. Social Science & Medicine, 63, 575–586. doi:10.1016/j. socscimed.2006.02.003 

Byrne, B. M. (2008). Testing for multigroup equivalence of a measuring instrument: A walk through the process. Psicothema, 20, 872–882. 

Byrne, B. M. (2012). Structural equation modeling with Mplus. New York, NY: Routledge.

Chadi, A. (2011). Regional unemployment and norm-induced effects on life satisfaction (CAWM discussion paper). Münster, Germany: Centrum für Angewandte Wirtschaftsforschung. 

Chadi, A. (2012). Employed but still unhappy? On the relevance of the social work norm. Schmollers Jahrbuch, 132, 1–26. doi:10.3790/schm.132.1.1 

Chen, F. F. (2007). Sensitivity of goodness of fit indexes to lack of measurement invariance. Structural Equation Modeling, 14(3), 464–504. 

Cheung, G. W., & Rensvold, R. B. (2002). Evaluating goodness-of-fit indexes for testing measurement invariance. Structural Equation Modeling, 9(2), 233–255. 

Christensen, P. N., Rothgerber, H., Wood, W., & Matz, D. C. (2004). Social norms and identity relevance: A motivational approach to normative behavior. Personality and Social Psychology Bulletin, 30, 1295–1309. doi:10.1177/ 0146167204264480

Clark, A. E. (2003). Unemployment as a social norm: Psychological evidence from panel data. Journal of Labor Economics, 21, 323–351.

Clark, A. E., Georgellis, Y., & Sanfey, P. (2001). Scarring: The psychological impact of past unemployment. Economica, 68, 221–241. 

Clark, A. E., Knabe, A., & Rätzel, S. (2009). Unemployment as a social norm in Germany. Schmollers Jahrbuch, 129, 251–260. 

Clark, A. E., Knabe, A., & Rätzel, S. (2010). Boon or bane? Others’ unemployment, well-being and job insecurity. Labour Economics, 17, 52–61. 

Cohen, J. (1988). Statistical power analysis for the behavioral sciences. New York, NY: Taylor & Francis. 

Creed, P. A., & Evans, B. M. (2002). Personality, well-being and deprivation theory. Personality and Individual Differences, 33(7), 1045–1054. doi:10.1016/s0191-8869(01) 00210-0 

Creed, P. A., King, V., Hood, M., & McKenzie, R. (2009). Goal Orientation, Self-Regulation Strategies, and Job-Seeking Intensity in Unemployed Adults. Journal of Applied Psychology, 94(3), 806–813. doi:10.1037/a0015518 

Creswell, J. W., & Plano Clark, V. L. (2007). Designing and conducting Mixed Methods Research. Thousand Oaks, CA: Sage. 
Cultiaux, J., & Vendramin, P. (2010). The diversity of relationships to work. In P. Vendramin (Ed.), Generations at work and social cohesion in Europe (pp. 71–98). Brussels, Belgium: Peter Lang. 

Cvetanovski, J., & Jex, S. M. (1994). Locus of control of unemployed people and its relationship to psychological and physical well-being. Work and Stress, 8(1), 60–67. doi:10.1080/02678379408259976 

Davoine, L., & Méda, D. (2008). Place et sens du travail en Europe: Une singularité Française? [Meaning of work in Europe: A French unique relationship to work?]. Documents de Travail du Centre d’Etudes de l’Emploi, 96(1), 1–116. 

DeBono, K. G., & Omoto, A. M. (1993). Individual differences in predicting behavioral intentions from attitude and subjective norm. Journal of Social Psychology, 133, 825–831. doi:10.1080/00224545.1993.9713944 

Delay, B. (2008). Les jeunes: Un rapport au travail singulier? Une tentative pour déconstruire le mythe de l’opposition entre les âges [Do young people have a unique relationship to work? Deconstructing the myth of an opposition between age groups]. Documents de Travail du Centre d’Etudes de l’Emploi, 104, 1–39. 

De Witte, H., Halman, L. & Gelissen, J. (2004). European work orientations at the end of the twentieth century. In W. Arts & L. Halman (Eds.), European values at the turn of the millennium (Vol. 7, pp. 255–278). Leiden, the Netherlands: Brill Editions. 

De Witte, H., Rothmann, S., & Jackson, L. T. B. (2012). On the psychological consequences of Unemployment in South Africa: Experiences, coping and well-being of unemployed people. SAJEMS, 15(3), 235–252. 

Diener, E., Suh, E. M., Lucas, R. E., & Smith, H. E. (1999). Subjective well-being: Three decades of progress. Psychological Bulletin, 125, 276–302. doi:10.1037/0033- 2909.125.2.276 

Dupuy, R., Le Blanc, A., & Mégemont, J. L. (2006). Incertitudes au cours de la carrière et construction des perspectives temporelles. Psychologie du Travail et des Organisations, 12, 167–183. doi:10.1016/j.pto.2006.06.007 
Eggers, A., Gaddy, C., & Graham, C. (2006). Well-being and unemployment in Russia in the 1990s: Can society’s suffering be individuals’ solace? Journal of Socio-Economics, 35, 209–242. 

Erdogan, B., Bauer, T.-N., Truxillo, D. M., & Mansfield, L. R. (2012). Whistle while you work: A review of the life satisfaction literature. Journal of Management, 38(4), 1038–1083. doi:10.1177/0149206311429379 

Eurostat. (2015). Communiqué de presse (NewsRelease) 98/2015. Retrieved from http://ec.europa.eu/eurostat/documents/ 2995521/6862112/3-03062015-BP-FR.pdf 

Eurostat. (2016). Communiqué de presse (NewsRelease) 105/ 2016. Retrieved from http://ec.europa.eu/eurostat/documents/2995521/7412096/3-31052016-AP-FR.pdf/ 

Festinger, L. (1954). A theory of social comparison processes. Human Relations, 7, 117–140. doi:10.1177/001872675400 700202 

Froehls, M. (2011). The Gift of Job Loss. Austin: Peitho Publishing. Fryer, D., & Payne, R. (1984). Proactive behaviour in unemployment: findings and implications, Leisure Studies, 3, 273–295. doi:10.1080/02614368400390231 

Fugate, M., Kinicki, A. J., & Ashforth, B. E. (2004). Employability: A psycho-social construct, its dimensions, and applications. Journal of Vocational Behavior, 65(1), 14–38. 

Gabriel, Y., Gray, D. E., & Goregaokar, H. (2010). Temporary derailment or the end of the line? Managers coping with unemployment at 50. Organization Studies, 21, 1687–1712. doi:10.1177/0170840610387237 

Galatzer-Levy, I. R., Bonanno, G. A., & Mancini, A. D. (2010). From Marianthal to latent growth mixture modelling: A return to the exploration of individual differences in response to unemployment. Journal of Neuroscience, Psychology, and Economics, 3, 116–125. doi:10.1037/ a0020077. 

Galland, O. (2000). Les chômeurs et le chômage: Une enquête exploratoire [The unemployed and unemployment: an exploratory study]. Paris, France: Observatoire de l’ANPE, Les Essentiels. 

Gathergood, J. (2012). An instrumental variable approach to unemployment, psychosocial health and social norm effects. Health Economics, 22, 643–654. doi:10.1002/ hec.2831

Goldberg, D. (1972). The detection of psychiatric illness by questionnaire. London, UK: Oxford University Press. 

Green, F. (2011). Unpacking the misery multiplier: How employability modifies the impacts of unemployment and job insecurity on life satisfaction and mental health. Journal of Health Economics, 30(2), 265–276. doi:10.1016/j.jhealeco. 2010.12.005 

Gross, J. J., & Thompson, R. A. (2007). Emotion regulation: Conceptual foundations. In J. J. Gross (Ed.), Handbook of emotion regulation (pp. 3–24). New York, NY: Guildford Press. 
Guyonvarch, M. (2010). Tous mobiles? Banalisation du licenciement et rhétorique de crise [Are we all ready to move? The banalisation of layoffs and the rhetoric of crisis]. Les Notes de l’Institut Européen du Salariat, 12, 1–4. 

Hankins, M. (2008). The reliability of the twelve-item general health questionnaire (GHQ-12) under realistic assumptions. BMC Public Health, 8, 355. doi:10.1186/1471-2458- 8-355 

Hayduk, L., Cummings, G., Boadu, K., Pazderka-Robinson, H., & Boulianne, S. (2007). Testing! testing! one, two, three—Testing the theory in structural equation models! Personality and Individual Differences, 42, 841–850. doi:10.1016/j.paid.2006.10.001

Hirschfeld, G., & von Brachel, R. (2014). Multiple-group confirmatory factor analysis in R- A tutorial in measurement invariance with continuous and ordinal indicators. Practical Assessment, Research & Evaluation, 19(7), 1–12. 

Houssemand, C., & Meyers, R. (2011). Unemployment and mental health in a favorable labor market. International Journal of Psychology, 46, 377–385. doi:10.1080/00207594. 2011.554552 

Hu, L. T., & Bentler, P. M. (1999). Cutoff criteria for fit indexes in covariance structure analysis: Conventional criteria versus new alternatives. Structural Equation Modeling, 6, 1–55. doi:10.1080/10705519909540118 

Jahoda, M. (1981). Work, employment, and unemployment: Values, theories, and approaches in social research. American Psychologist, 36, 184–191. doi:10.1037/0003- 066X.36.2.184 

Jahoda, M. (1982). Employment and unemployment: A social- psychological analysis. Cambridge, England: Cambridge University Press. 

Jahoda, M. (1997). Manifest and latent functions. In N. Nicholson (Ed.), The Blackwell encyclopedic dictionary of organizational psychology (pp. 317–318). Oxford, UK: Blackwell. 

Johnson, R. B., Onwuegbuzie, A. J., & Turner, L. A. (2007). Toward a definition of mixed methods research. Journal of Mixed Methods Research, 1(2), 112–133. doi:10.1177/ 1558689806298224 

Johnson, R. B., Rosen, C., Chang, C., & Lin, S. (2015). Getting to the core of locus of control: Is it an evaluation of the self or the environment? Journal of Applied Psychology, 100, 1568–1578. doi:10.1037/apl0000011 

Kilpatrick, R., & Trew, K. (1985). Life-styles and psychological well-being among unemployed men in Northern Ireland. Journal of Occupational Psychology, 58, 207–216. doi:10.1111/j.2044-8325.1985.tb00196.x 

Kline, R. B. (2011). Principles and practices of structural equation modelling (3rd ed.). New York, NY: Guilford. 

Kline, R. B. (2015). The mediation myth. Basic and Applied Social Psychology, 37, 202–213. doi:10.1080/01973533. 2015.1049349 
Koen, J., Klehe, U.-C., & Van Vianen, A. E. M. (2013). Employability among the long-term unemployed: A futile quest or worth the effort? Journal of Vocational Behavior, 82, 37–48. doi:10.1016/j.jvb.2012.11.001 

Kvale, S. (1994). Ten standard objections to qualitative research interviews. Journal of Phenomenological Psychology, 25(2), 147–173. 

Leana, C. R., & Feldman, D. C. (1988). Individual responses to job loss: Perceptions, reactions, and coping behaviors. Journal of Management, 14(3), 375–389. doi:10.1177/ 014920638801400302 

Leana, C. R., Feldman, D. C., & Tan, G. Y. (1998). Predictors of coping behavior after a layoff. Journal of Organizational Behavior, 19, 85–97. doi:10.1002/(SICI)1099-1379(199801) 19:1<85::AID-JOB838>3.0.CO;2-Y 

Lin, X., & Leung, K. (2010). Differing effects of coping strategies on mental health during prolonged unemployment: A longitudinal analysis. Human Relations, 63(5), 637–665. doi:10.1177/0018726709342930 

Mäkikangas, A., Feldt, T., Kinnunen, U., Tolvanen, A., Kinnunen, M-L., & Pulkkinen, L. (2006). The factor structure and factorial invariance of the 12-item General Health Questionnaire (GHQ-12) across time: Evidence from two community-based samples. Psychological Assessment, 18(4), 444–451. doi:10.1037/1040-3590.18. 4.444 

Maslow, J. (2014). You’re fired!: Why losing your job might be the best thing to happen to you. Kindle edition. 

McFadyen, R. G. (1998). Attitudes toward the unemployed. Human Relations, 51, 179–199. doi:10.1177/001872679805 100204 

McGee, A. D. (2015). How the perception of control influences unemployed job search. Industrial and Labor Relations Review, 68, 184–211. doi:10.1177/0019793914 556245 

McKee-Ryan, F. M., Song, Z., Wanberg, C. R., & Kinicki, A. J. (2005). Psychological and physical well-being during unemployment: A meta-analytic study. Journal of Applied Psychology, 90, 53–76. doi:10.1037/0021-9010.90.1.53 

Murphy, G. C., & Athanasou, J. A. (1999). The effect of unemployment on mental health. Journal of Occupational and Organizational Psychology, 72(1), 83–99. doi:10.1348/ 096317999166518 

Muthén, L. K., & Muthén, B. O. (2010). Mplus user’s guide. Sixth edition. Los Angeles, CA: Muthén & Muthén. 

Oldmeadow, J. A., & Fiske, S. T. (2010). Social status and the pursuit of positive social identity: Systematic domains of intergroup differentiation and discrimination for high- and low-status groups. Group Processes and Intergroup Relations, 13, 425–444. doi:10.1177/1368430209355650 

Patton, W., & Donohue, R. (1998). Coping with long-term unemployment. Journal of Community & Applied Social Psychology, 8(5), 331–343. doi:10.1002/(SICI)1099-1298 (1998090)8:5<331::AID-CASP456>3.0.CO;2-6 

Paul, K. I., & Batinic, B. (2010). The need for work: Jahoda’s latent functions of employment in a representative sample of the German population. Journal of Organizational Behavior, 31, 45–64. doi:10.1002/job.622 

Paul, K. I., & Moser, K. (2009). Unemployment impairs mental health: Meta-analyses. Journal of Vocational Behavior, 74, 264–282. doi:10.1016/j.jvb.2009.01.001 

Pignault, A. (2011). Chômage et stratégies d’adaptation des personnes face à cette situation. [Unemployment and the adaptation strategies of individuals in this situation]. In P. Desrumaux, A.-M. Vonthron, & S. Pohl (Eds.), Qualité de vie, risques et santé au travail [Quality of life, risks, and health in the workplace] (pp. 209–218). Paris, France: L’Harmattan. 

Powdthavee, N. (2007). Are there geographical variations in the psychological cost of unemployment in South Africa? Social Indicators Research, 80, 629–652. doi:10.1007/ s11205-006-0013-z 

Price, R. H., Choi, J. N., Vinokur, A. D. (2002). Links in the chain of adversity following job loss: How financial strain and loss of personal control lead to depression, impaired functioning, and poor health. Journal of Occupational Health Psychology, 7 (4), 302–312. doi:10.1037//1076- 8998.7.4.302 

Rantakeisu, U., Starrin, B., & Hagquist, C. (1999). Financial hardship and shame: A tentative model to understand the social and health effects of unemployment. British Journal of Social Work, 29, 877–901. doi:10.1093/bjsw/29.6.877 

Reinert, M. (1990). Alceste, une méthodologie d’analyse des données textuelles et une application: Aurélia de Gérard de Nerval [ALCESTE - A Methodology of Textual Data Analysis and an Application: Aurélia by Gérard de Nerval]. Bulletin de Méthodologie Sociologique, 26, 24–54. doi:10.1177/075910639002600103 

Reno, R. R., Cialdini, R. B., & Kallgren, C. A. (1993). The transsituational influence of social norms. Journal of Personality and Social Psychology, 64, 104–112. doi:10.1037/0022-3514.64.1.104 

Rimal, R. N., & Real, K. (2003). Understanding the Influence of Perceived Norms on Behaviors. Communication Theory, 13(2), 184–203. doi:10.1111/j.1468-2885.2003.tb00288.x Schöb, R. (2013). Unemployment and identity. CESifo Economic Studies, 59, 149–180. 

Silla, I., De Cuyper, N., Gracia, F. J., Peiró, J. M., & De Witte, H. (2009). Job insecurity and well-being: Moderation by employability. Journal of Happiness Studies, 10(6), 739. doi:10.1007/s10902-008-9119-0 

Spirtes, P., Glymour, C., & Scheines, R. (2000). Causation, prediction, and search. Cambridge, MA: MIT Press. 
Stam, K., Sieben, I., Verbakel, E., & de Graaf, P. M. (2015). Employment status and subjective well-being: The role of the social norm to work. Work, Employment and Society, 30, 309–333. doi:10.1177/0950017014564602 

Starrin B., & Larsson, G. (1987). Coping with unemployment: A contribution to the understanding of women’s unemployment. Social Science and Medicine, 25, 163–171. doi:10.1016/0277-9536(87)90384-4 

Stavrova, O., Schlösser, T., & Fetchenhauer, D. (2011). Are the unemployed equally unhappy around the world? The role of the social norms to work and welfare state provision in 28 countries. Journal of Economic Psychology, 32, 159–171. doi:10.1016/j.joep.2010.11.002 

Strandh, M., Novo, M., & Hammarström, A. (2011). Mental health among the unemployed and the employment rate in the municipality. European Journal of Public Health, 21, 799–805. doi:10.1093/eurpub/ckq147 

Stutzer, A., & Lalive, R. (2004). The role of social work norms in job searching and subjective well-being. Journal of the European Economic Association, 2, 696–719. doi:10.1162/ 1542476041423331 

Sverke, M., & Hellgren, J. (2002). The nature of job insecurity: Understanding employment uncertainty on the brink of a new millennium. Applied Psychology, 51, 23–42. doi:10.1111/1464-0597.0077z 

Trafimow, D. (2015). What if planetary scientists used mediation analysis to infer causation? Basic and Applied Social Psychology, 37, 197–201. doi:10.1080/01973533. 2015.1064290 
Trafimow, D. (2017). The probability of simple versus complex causal models in causal analyses. Behavior Research Methods, 49, 739–746. doi:10.3758/s13428-016-0731-3 

Valois, P., Houssemand, C., Germain, S., & Belkacem, A. (2011). An open source tool to verify the psychometric properties of an evaluation instrument. Procedia Social and Behavioral Sciences, 15, 552–556.
Van Hooft, E. A., Wanberg, C. R., & van Hoye, G. (2013). Moving beyond job search quantity: Towards a conceptualization and self-regulatory framework of job search quality. Organizational Psychology Review, 3, 3–40. doi:10.1177/2041386612456033 

Wahl, I., Pollai, M., & Kirchler, E. (2013). Status, identification and in-group favouritism of the unemployed compared to other social categories. The Journal of Socio- Economics, 43, 37–43. doi:10.1016/j.socec.2013.01.005 

Wanberg, C. R. (1997). Antecedents and outcomes of coping behaviors among unemployed and reemployed individuals. Journal of Applied Psychology, 82, 731–744. doi:10.1037/ 0021-9010.82.5.731 

Wanberg, C. R. (2012). The Individual Experience of Unemployment. Annual Review of Psychology, 63, 369–396. doi:10.1146/annurev-psych-120710-100500 

Wanberg, C. R., Zhu, J. & van Hooft, E. A. J. (2010). The job-search grind: Perceived progress, self-reactions, and self-regulation of search effort. Academy of Management Journal, 53, 788–807. doi:10.5465/ AMJ.2010.52814599 

Wang, J. & Wang, X. (2012). Structural equation modeling. Chichester, UK: Wiley. 

Waters, L. E. (2000). Coping with unemployment: a literature review and presentation of a new model. International Journal of Management Reviews, 2(2), 169–182. doi:10.1111/1468-2370.00036 

Yoshino, K. (2009). For the ‘funemployed,’ unemployment is welcome. Los Angeles Times, June, 4 2009. Retrieved from http://www.latimes.com/local/la-mefunemployment4-2009 jun04-story.html 


Yazının İngilizce orjinali: Anne Pignault & Claude Houssemand (2017). Normalizing Unemployment: A New Way to Cope with Unemployment? Basic and Applied Social Psychology, 39 (6), 372-386. (Doi: 10.1080/01973533.2017.1373646)
[1] Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi