Psikoloji ve Toplum’un 15. sayısı, “Sınırlar, Çatlaklar ve Özne” yayında!
Bu sayıda, sınırları yalnızca bir hat, çizgi ya da yasak olarak görmenin ötesinde hayatlarımızı, ilişkilerimizi, bedenlerimizi, dili ve ruhsallığımızı biçimlendiren çok katmanlı bir biçimde düşünmeye çalışıyoruz. Sınırlar bazen korur, bazen kapatır; bazen rızayı, güvenliği ve bakım ilişkilerini mümkün kılar, bazen de şiddeti, keyfiliği ve dışlamayı görünmezleştirir. Kimin içeride, kimin dışarıda kalacağını; neyin “normal”, neyin “sapma” sayılacağını; hangi deneyimin konuşulabilir, hangisinin suskunluğa itilebilir olduğunu çoğu zaman bu sınırlar belirler.
Ancak sınırlar hiçbir zaman kusursuz işlemez. En katı görünen duvarlarda, en yerleşik kurumlarda, en sıradan aile ilişkilerinde, en gündelik cümlelerde ve en bildik psikolojik açıklamalarda bile çatlaklar belirir. Bu çatlaklar kimi zaman yıkımın, kaybın ve yaralanmanın izidir; kimi zaman da nefes almanın, itirazın, karşılaşmanın ve başka türlü bir özneleşmenin imkânı. Özne de tam olarak bu gerilimli aralıkta, sınırların çizildiği ve çatlakların açıldığı yerde kendini kurmaya, korumaya, dönüştürmeye çalışır.
“Sınırlar, Çatlaklar ve Özne” sayısı, bu nedenle yalnızca bireysel deneyimlere değil, o deneyimleri mümkün kılan ya da imkânsızlaştıran toplumsal koşullara da bakmayı öneriyor. Aileden göçe, hapishaneden gündelik hayatın psikolojikleştirilmesine, psikoloji eğitiminden edebiyat ve sinema okumalarına, anadilden bedene, ilişkilerden kurumsal yapılara uzanan yazılar, öznenin toplumdan bağımsız olarak hiçbir zaman yalnızca kendi iç dünyasında kurulmadığını hatırlatıyor. Psikoloji kimi zaman sınırları yeniden üretir, kimi zaman ise o sınırların çatladığı yerleri görünür kılmanın imkânını taşır. Bu sayıda, sınırların ve çatlakların çoğul anlamlarını, öznenin bu çoğulluk içinde nasıl yaralandığını, nasıl direndiğini, nasıl dönüştüğünü ve kimi zaman nasıl askıda kaldığını tartışmaya açıyoruz.
Psikoloji ve Toplum ekibi olarak özneyi yalnızca bireysel hikâyesinin içine hapsetmeyen; kurumların, normların, şiddetin, dilin ve belleğin ruhsallıkla ilişkisini tartışmaya açan metinleri bir araya getirmeyi önemsiyoruz. Bu sayının da böyle bir ortak tartışmaya katkı sunmasını; psikoloji eleştirisi ve eleştirel psikoloji hattında yeni sorular, yeni karşılaşmalar ve yeni düşünme imkânları yaratmasını umuyoruz.
Herkese keyifli okumalar dileriz!
Dergi Ekibi